Blog
Kültürler ve Kahve
Hepimizin bildiği gibi kahve, dünya genelinde en popüler içeceklerden biri. Ancak kahvenin, bir içecekten daha fazlası olduğunu iddia ediyoruz. Zira kahve, aynı zamanda kültürel bir unsurdur da.
Kahvenin kültürel önemi, dünyanın farklı yerlerinde farklı şekillerde kendini gösterir. Buna dair birçok farklı coğrafyadan birçok örnek sunulabilir. Kahvenin ilk köklerine değin gitmek de gerekebilir. Bunun yeri bu yazı olmadığı için hemen bizden bir örnek verelim. Türkiye’de kahve, misafirperverliğin ve dostluğun bir simgesi ve sosyalleşmenin, bir arada yapılan sohbetlerin olmazsa olmazı.
Yine de zamanda ve mekânda yolculuk yaparak Eski Mısır gibi kadim bir uygarlığa gidersek, kahvenin Tanrıça Hathor’a adanmış bir içecek olduğunu görürüz. Hathor, sevgi, güzellik ve bereket tanrıçasıdır ve Mısırlılar, kahve içmenin, Hathor’un sevgi ve bereketini kazanmaya yardımcı olacağına inanıyorlardı. Antik Mısır, tanrıçalarına layık gördüğü bu güzellik bahşeden bu büyülü içeceğin, insana mutluluk verdiği ise günümüzde açıkça görülüyor.
Kahvenin, sosyalleşmenin ve kültürel değişimin bir aracı olduğu ortadadır. 16. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu’nda kahvehanelerin ortaya çıkması, farklı kültürlerden insanların bir araya gelip sohbet etmesi için bir fırsat yaratmıştır. Bu durum, kültürler arası değiş tokuşun ve fikir alışverişinin artmasına yardımcı olmuştur.
Türk Kahvesi
Türk kahvesi, kültürümüzde oldukça önemli bir yere sahiptir. Kahve için, Türk misafirperverliğinin ve dostluğunun bir simgesi demiştik. Türk kahvesi, Türk sosyal yaşamının ayrılmaz bir parçasıdır ve genellikle aile ve arkadaşlarla birlikte içilir. Salah Birsel’in dizeleriyle selamlayalım Türk kahvesini:
“İçilmez mi ki yemek üstüne de şöyle bir kahve
Az şekerli çok kaynamış veya sade
Konuşulsun fiskos edilsin
Sürülsün bir yandan da havagazına cezve
Hayal vericidir gönül açıcıdır
Isınmış suda höpürdedikçe telve”
Kahve, ülkemize Yemen’den 1543 yılında Kanuni Sultan Süleyman döneminde gemilerle getirilir. Sonrasında ise, o kadar benimsenir ki sadece evlerde pişmekle sınırlı kalamaz; bilhassa İstanbul’da birçok kahvehane açılır. Öyle ki, Evliya Çelebi, İstanbul’u adım adım dolaşırken şehirde 55 tane kahvehane bulunduğunu söyler. Semavi kahvehaneleri, tulumbacı kahvehaneleri, çalgıcı kahvehaneleri, karagöz ve meddah kahvehaneleri, yeniçeri kahvehaneleri gibi çeşit çeşit türü bulunur. Herkes meşrebince gider, kahvesini yudumlar, dost meclisine dahil olur.
Türk kahvesinin kültürel önemi, UNESCO tarafından da kabul edilmiştir. 2013 yılında, Türk kahvesi kültürü ve geleneği, UNESCO’nun Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi’ne alınmıştır.
Ayrıca ülkemizde kahve falına bakılması, Türk kahvesinin kültürel öneminin ispatı niteliğindedir ve kökeni oldukça uzak geçmişe dayanır. Yani arkadaşlarımızla içtiğimiz kahvenin ardından fincanı tabağına kapatıp soğuyuncaya kadar beklemek ve içindeki telvelerin bıraktıkları izlerden geleceğe dair kehanetlerde bulunmak uzak uzak atalarımızın da başvurduğu ve en az kahve içmek kadar keyif aldığı bir yöntemdi.